‘Kendinizi kötü hissetmenin ya da yeterince endişelenmenin geçmiş ya da gelecek bir olayı değiştireceğine inanıyorsanız, DEĞİŞİK BİR GERÇEKLER SİSTEMİNE SAHİP BAMBAŞKA BİR GEZEGENDE YAŞIYORSUNUZ DEMEKTİR.

Yaşam boyu hissedilen en boş duygular, GEÇMİŞ için SUÇLULUK duymak ve GELECEK için ENDİŞELENMEKTİR. Bu iki HATALI ALANI inceledikçe birbirlerine ne kadar benzediklerini, hatta aynı alanın iki uç noktası olarak ele alınabileceklerini göreceksiniz.

SUÇLULUK şimdiki anınızı geçmiş bir davranışın sonucu paralize olarak geçirmenize yol açan mekanizmadır ve bu endişe de genellikle kontrol edemediğiniz şeylerle ilgilidir. Kendinizi henüz olmamış bir olayla ilgili endişelenirken ya da olmuş bitmiş olaylar hakkında SUÇLULUK duyarken hayal ederseniz, bunu çok net görürsünüz. Tepkilerden biri GELECEĞE, diğeri GEÇMİŞE yönelik olmasına rağmen, her ikisi de sizi üzme ve bugününüzü paralize etme amacına hizmet ederler. “Altın Gün”de Robert Jones Burdette şunları yazar:

“İnsanları çılgına çeviren bugünün deneyimi değil, DÜN OLAN BİR ŞEY İÇİN PİŞMANLIK DUYMAK ve YARININ GETİRECEKLERİNDEN KORKU DUYMAKTIR.”

SUÇLULUK ve ENDİŞE alanlarınız genişse, onları yok etmeli, temizlemeli ve SONSUZA DEK ARINDIRMALISINIZ. Yaşamınızın bir çok alanını istila eden o böcekleri imha edin!

SUÇLULUK duyduğunuzda geçmiş bir olaya odaklanır, yaptığınız ya da söylediğiniz bir şey hakkında üzülür veya öfkelenir ve bugününüzü geçmiş tavrınızı düşünerek tüketirsiniz. Konu ENDİŞE olduğunda da, değerli zamanınızı gelecek bir olaya takılarak harcarsınız. İster geriye, ister ileriye bakın SONUÇ AYNIDIR. “ŞİMDİ”nizi boşa tüketmiş olursunuz. Robert Burdette’nin “Altın Gün”ü gerçekten “BUGÜN”dür ve SUÇLULUK ile ENDİŞENİN saçmalığı şu sözlerle anlatılır:

“Bir hafta içinde hiçbir zaman ENDİŞE duymadığım iki gün vardır, korku ve ENDİŞEDEN uzak tutulan iki dertsiz gün: Bunlardan biri ‘DÜN’, diğeri de ‘YARIN’dır.

Suçluluğa Yakından Bir Bakış

Birçoğumuz yaşamda çoğu kez bir SUÇLULUK tuzağına, bizi gerçek bir SUÇLULUK Makinesine çeviren o belirsiz noktaya çekiliriz. Makine şöyle işler: Birisi; dediğiniz ya da demediğiniz, hissettiğiniz ya da hissetmediğiniz, yaptığınız ya da yapmadığınız bir şey yüzünden kötü bir insan olduğunuzu hatırlatma amaçlı bir mesaj gönderir. Sizin tepkiniz ise, kendinizi kötü hissetmek olur. Artık bir suç makinesisiniz! Ne zaman uygun yakıtı alsanız, SUÇLULUK duyarak tepki veren, yürüyen, konuşan ve nefes alan bir mekanizmasınızdır. Ve eğer SUÇLULUK üreten toplumumuza tam bir uyum sağlamışsanız, sık sık yağlanırsınız.

Neden yıllar boyu size yöneltilen SUÇLULUK ve ENDİŞE mesajlarını içselleştirdiniz? Çünkü, SUÇLULUK duymadığınızda “KÖTÜ”, ENDİŞE duymadığınızda da “İnsanlık dışı” olarak görüldünüz.

SUÇLULUK, hatalı alan davranışlarının en yararsızıdır ve duygusal enerjinin boş yere harcanmasına yol açar. Neden? Çünkü tanıma göre; zaten olup bitmiş bir olay hakkında bugününüzde paralize oluyorsunuz ve ne kadar SUÇLULUK duyulursa duyulsun geçmiş değiştirilemez.

SUÇLULUK yalnızca geçmişle ilgili bir kaygı değildir, geçmiş bir olayla ilgili olarak bugününüzün de paralize olması demektir. Paralize olma düzeyi, hafif bir üzgünlükten ciddi depresyonlara kadar değişebilir. Yalnızca geçmişinizden ders alıyor ve belirli bir tavrı tekrarlamamaya söz veriyorsanız, bu SUÇLULUK değildir. Hatalarınızdan ders almak sağlıklıdır ve gelişmenin önemli bir parçasını oluşturur. SUÇLULUK sağlıksızdır, çünkü bugününüzdeki enerjiyi geçmiş bir olayla ilgili incinmiş, üzgün ve kederli hissederek boşa harcarsınız. Sağlıksız olduğu kadar zararlıdır da! Ne düzeyde olursa olsun, SUÇLULUK duymak hiçbir şeyi değiştirmez. Tanrı sizi SUÇLULUK duyduğunuz için affetmez, o sizden sadece hatanızdan ders almanızı bekler. Bilakis, Tanrı sizin SUÇLULUK duygusundan paralize olmanızı ve mutsuz olmanızı istemez!

Ayrıca yoğun SUÇLULUK duygularını kendinize yaşatmak, öz benliğinizi ve öz güveninizi düşürür. Kendinizle kurduğunuz sevgi dolu diyalog zarar görür ve kendinize olan sevginiz azalır, hatta yok olur.
Suçluluğun Kökenleri

SUÇLULUĞUN bireyin duygusal kostümünün bir parçası haline gelmesi iki temel yolla olur. Birincisinde SUÇLULUK çok küçük yaşta öğrenilir ve olgunlaşma döneminden sonra, kenarda kalmış çocukça bir tepki olarak varlığını sürdürür. İkinci durumda, birey kendisine suçluluğu aşılar, çünkü benimsediğini söylediği bir kuralı ihlal etmiştir.

1). Artık Suçluluk (Çocuklukta Öğrenilen):

Bu tür, çocukluk anılarından kalanlarla birlikte taşınan duygusal bir tepkidir. Çocuklarda sonuç doğurmaya yönelik olmasına rağmen, olgun insanlar bile hala bu tip cümleleri kullanırlar. Bu artıkların bir kısmı şu tip uyarıları içerir:
“Bunu bir daha yaparsan baban seni sevmez.” (Tehdit içerikli suçluluk üretici yanlış eğitim tarzı)

“Kendinden utanmalısın.” (Sanki bu size yardımcı olabilirmiş gibi)

“Oh, peki! Ben sadece annenim, değerim yok herhalde.” (Tipik suçluluk üretici yanlış eğitim tarzı)

Birisi ailesini, arkadaşlarını, patronunu ya da yakınlarını üzdüğü zaman, bu cümlelerin ardındaki mesaj olgun insanlarda bile acı doğurabilir. Onların desteğini alma çabası yoğundur ve bu çabalar başarısız olup onayları alınamadığında, SUÇLULUK da yoğunlaşır.
Bu SUÇLULUK tavırları küçükken, büyükler tarafından yönetilmeyi öğrenmenin sonuçlarıdır, ama çocuk büyüdüğünde bile etkili olabilirler.

2) İnsanın Kendisine Kabul Ettirdiği SUÇLULUK:

SUÇLULUK tiplerinin bu ikinci kategorisi çok daha sorunlu bir alandır. Birey belirli bir süre önce yaptığı, ama çocukluğuyla bir ilgisi bulunması gerekmeyen şeyler nedeniyle paralize olur. Bu SUÇLULUK, bir olgunluk kuralı ya da moral bir değer çiğnendiğinde etkili olur. Acı çekmek, olanları değiştirmeyeceği halde, birey uzun bir süre kendini kötü hissedebilir. Bu türe örnekler; kişinin azarlanması ve bu nedenle kendinden nefret etmesi ya da Tanrı’ya uyumlu davranmamak, geçmişte kötü şeyler söylemiş ya da yapmış olmak gibi nedenlerle bugün duygusal bir bitkinlik hissetmektir.

Böylece, SUÇLULUK duygularınıza; ya artık var olmayan bir otoriteyi memnun etmek için ulaşmaya çalıştığınız toplum standartlarına bir tepki olarak ya da sevmediğiniz ama bir nedenle uymaya çalışıp kendinize aşıladığınız standartlara uyma çabasının bir sonucu olarak bakabilirsiniz. Her iki durumda da tavır aptalca, daha da önemlisi yararsızdır. Orada sonsuza dek oturup ne kadar kötü davrandığınıza dair feryat edebilir ve ölene dek suçluluk duyabilirsiniz. Ama bu suçluluk ne kadar çok olursa olsun geçmiş davranışınızı düzeltemezsiniz. Geçmiş sona erdi. Suçluluk duymak tarihi değiştirme çabasıdır ve geçmişin öyle olmamış olmasını dilemekten başka bir şey değildir. Ancak tarihin çarkları durdurulamaz ve yapabileceğiniz hiçbir şey yok.

SUÇLULUK duyduğunuz konulardaki tavrınızı değiştirmeye başlayabilirsiniz. Yapılan bir takım klinik deneylere göre, suçluluğu sık hisseden kişilerde onların adalet tuzağına düştükleri ve çoğunlukla yersiz SUÇLULUK duygusu hissettikleri saptanmıştır. İnsanın kendine verdiği zararın hiçbir düşmanının ve rakibinin veremeyeceğini görüyorum.
Toplumumuzun “Eğlenceli bir iş yaptıysan SUÇLULUK duymalısın.” gibi mesajlar gönderen sofuca zorlamaları vardır. Yarattığınız SUÇLULUK tepkilerinin çoğu, öz olarak bu tür bir düşünceye dayanır. Belki kendinizi salıvermemeyi, “ayıp” bir şakaya gülmemeyi ya da belirli cinsel davranışları göstermemeniz gerektiğini öğrendiniz. Zorlayıcı mesajlar toplumumuzun her dokusunda vardır, ama zevk almaktan SUÇLULUK duymak tamamen kendi işinizdir.

Oluşturduğunuz bir SUÇLULUK cümlesini söylemek, aşmanız gereken nevrotik bir tavırdır. SUÇLULUK yardım edemez. Sizi paralize etmekle kalmaz, aynı zamanda istenmeyen tavrı tekrarlama olasılığınızı da arttırır. SUÇLULUK, istenmeyen tavrı tekrarlamaya bir izin olarak da görülebilir. Zihninizde, “Nasılsa yeterince SUÇLULUK duydum – yeterince bedel ödedim, bu yanlış tavrı tekrarlamaya hakkım var” otomatik düşüncesi oluşabilir. Kendinizi SUÇLULUĞA gömme ödülünü koruduğunuz sürece, sizi mutsuzluktan başka bir şeye götürmeyen o kısır döngüye hapsolmaya mahkumsunuz.

Üstelik, oldukça sık ve şiddetli SUÇLULUK duyguları, sizi sadece mutsuz etmez aynı zamanda depresyon ve çeşitli ruhsal hastalıklara taşıyabilir. Masum ve vicdani gibi görünen bu duygu, insan psikolojisine çok zarar veren yararsız ve yanlış bir duygudur.

Dinlerin Aşıladığı SUÇLULUK

Din, SUÇLULUK üreterek davranışları yönlendirmek amacıyla sık sık kullanılır. Acımasız, insanları cezalandıran, korkutucu bir Tanrı kavramıyla insanlarda suçluluk üretir. Burada hayal kırıklığına uğrattığınız kişi, Tanrı’dır. Üstelik, bundan dolayı ceza göreceğiniz sizlere işlenmiştir. Bazı durumlarda iletilen mesaj, yanlış davrandığınız için cennete gidemeyeceğiniz bile olabilir. Bazı SUÇLULUK aşılayan cümleler şöyledir:

“Tanrı’yı sevmiş olsaydın böyle davranmazdın.”

“Günahların için tövbe etmedikçe, cennete giremeyeceksin.”

“Kendini kötü hissetmelisin, Tanrı’ya uyumlu davranmadın! Yeterince pişman olur, acı çekersen belki Tanrı seni affeder.” (Bu tip cümleler Tanrı’nın insanları affetmesinin koşulunun, SUÇLULUK duymak olduğunu aşılar. Oldukça zarar verici cümlelerdir.)

“Tanrı’nın yasalarından birini çiğnedin, kendinden utanmalısın!” gibi…

Diğer Kurumsal SUÇLULUK Üreticileri

Toplumumuzda bahşiş vermek güzel bir hizmeti değil, hizmet edilen insanın suçluluğunu yansıtır hale gelmiştir. Etkili uşak ve hizmetçiler, taksi şoförleri, otel görevlileri ve diğer hizmet alışanları, birçok insanın yanlış davranmasından doğan SUÇLULUKLA baş edemeyeceğini ve alınan hizmetin niteliğine bakılmaksızın standart bahşişi vereceğini öğrenmişlerdir. Bariz bir avuç açma, imalı yorumlar ve utandırma amaçlı bakışlar, SUÇLULUK üretmeye ve sonuçta da bahşişi almaya yöneliktir.

Rejim yapmak da SUÇLULUK dolu bir alandır. Rejim yapan kişi bir kurabiye yer ve bütün gün SUÇLULUK duyar, çünkü bir an için zayıflık göstermiştir. Kilo kaybetmeye çabalıyor ve üretici olmayan rejimi bozan tavırlara teslim oluyorsanız, bu durumdan ders alarak “ŞİMDİ”nizde daha etkili olmaya çalışabilirsiniz. Ancak SUÇLULUK hissederek kendinizi kınamak bir zaman kaybıdır – moral kaybıdır, çünkü bunu uzun süre yaparsanız aynı tavrı tekrarlarsınız. Bu tekrar, ikileminizden kurtulmak için bulduğunuz çıkış yoludur.

Cinsel İfade Suçluluğu

Belki de toplumumuzda, SUÇLULUĞUN en çok geliştiği alan cinsel yaşamdır.

Cinsel fanteziler etkili SUÇLULUK üreticileridir. Çoğu insanlar bu tür düşüncelere sahp olmaktan SUÇLULUK duyarlar ve terapideyken bile fantezileri olduğunu kendilerine itiraf edemezler. Aslında vücutta bir SUÇLULUK merkezi belirlemem gerekseydi, bu kesinlikle bacak arası olurdu.

Şimdi, SUÇLULUK duymanın psikolojik ödüllerine bir göz atalım. Şunu aklınıza yerleştirin: Ödülü ne olursa olsun, SUÇLULUK kendinizi aşağılamanıza yol açar. Bir dahaki sefere özgürlük yerine SUÇLULUĞU seçtiğinizde bunu hatırlayın.

Suçluluğu Seçmenin Psikolojik Ödülleri

İşte bugününüzü geçmişte yaptığınız ya da yapmadığınız şeyler yüzünden SUÇLULUK duyarak boşa harcamanızın temel nedenleri:

◾Bugününüzü olup bitmiş bir şey hakkında SUÇLULUK duyarak geçirerek, “ŞİMDİ”nizi etkili ve üretken bir tarzda kullanmak zorunda kalmazsınız. Kısaca, diğer pek çok savunmacı tavır gibi SUÇLULUK da kendinizi geliştirmekten kaçınma tekniğidir.

◾Sorumluluğu geçmişe dayandırarak hem değişim gibi güç bir işten, hem de değişimin getireceği riskten kaçınırsınız. Geçmişe dair SUÇLULUK duyarak kendinizi paralize etmek, bugününüzde gelişmek gibi sizce tehlikeli bir yolu seçmekten daha kolaydır.

◾Yeterince SUÇLULUK duyarsanız, sonunda kötü davranışınızın insanlar ve/veya Tanrı tarafından affedileceğine dair bir inanç vardır. Bu SUÇLULUK duyarak acı çekme, “Artık bedelini ödedim” mantığının temelidir. Kendinizce suçlarınızın, hatalarınızın bedelini kendinizi uzun süre kötü hissederek ödediğinizi otomatik olarak düşünrsünüz. Suç, hata ne kadar büyükse, özür dilemek ve durumun telafisi için gerekli olan pişmanlık süresi de o kadar uzar.

◾SUÇLULUK, çocukluğun güvenli ortamına dönmek anlamına gelebilir. Böylece bu yaşamda başkaları sizin adınıza karar verir ve size bakar. Bugününüzde dizginleri ele almak yerine, geçmişinize ait insanların değerlerine dayanırsınız. Buradaki ödül, yaşamınızın denetimini elinize almaktan kaçnmaktır.

◾SUÇLULUK, davranışınızın sorumluluğunu başkalarına yüklemek için, yararlı bir araçtır. Nasıl yönetildiğinizi görerek SUÇLULUK duymak ve SUÇLULUĞUNUZUN nedenini size ne hissettirmek isterlerse onu hissettirecek kadar güçlü o insanlara atmak kolaydır.

◾İnsanlar, davranışınızı onaylamadığında bile, bu davranış için SUÇLULUK duyarak onların onayını alırsınız. Sıra dışı bir şey yapmış olabilirsiniz, ama SUÇLULUK duyarak doğru davranış tarzını bildiğinizi gösteriyor ve hizaya getirilmek için gönüllü olduğunuzu belli ediyorsunuz.

◾SUÇLULUK, başkalarının ve kendinizce Tanrı’nın merhametini kazanmak için de mükemmel bir yoldur. Merhamet kazanma isteğinin, kendinize karşı saygısızlığın göstergesi olması, durumu değiştirmez. Bu durumda, kendinizi sevip saymak yerine başkalarının merhametini almayı tercih etmiş olursunuz.

Suçluluğa tutunmanın en sık görülen nedenleri bunlardır. Bireyi aşağılayan tüm diğer duygular gibi, SUÇLULUK da bir tercihtir, onu kontrol edebilirsiniz. Bu duygudan zarar görüyor ve tamamen SUÇLULUKtan arınmak istiyorsanız ki ben şiddetle bunu öneririm, işte bunu sağlayacak bazı başlangıç stratejileri:

Suçluluğu Yok Etme Stratejileri

◾Geçmiş hakkında ne düşünürseniz düşünün, onu asla değiştirilmeyecek bir şey olarak görmelisiniz. Geçmiş sona erdi! Seçtiğiniz hiç bir SUÇLULUK, onu değiştiremez. Bilinçliliğiniz üzerine şu cümleyi özümseyin: “SUÇLULUK duymam ne geçmişi değiştirir, ne Tanrı SUÇLULUK duyduğumdan dolayı beni affeder, ne de SUÇLULUK duymak beni daha iyi bir insan yapar”. Bu düşünce tarzı, SUÇLULUK le geçmişten ders almayı ayırt etmenizi sağlayacaktır.

◾Yasalarda düşünce suçunun olmadığı gibi, manevi hayatta da düşüncelerimizden dolayı yargılanamayız. İstediğimiz her şeyi düşünebiliriz. Bu düşünce özgürlüğüdür. İnsan olmanın doğal yapısıdır. Eğer düşüncelerinizden dolayı SUÇLULUK yaşıyorsanız, kendinize gereksiz ve boş yere acı çektirmiş oluyorsunuz demektir. Davranışa dökülmeyen düşünceler manevi anlamda da etkisizdir. Eğer aksi olsaydı, tüm insanlık hepimiz her an büyük suçlar işliyor olurduk.

◾Kendinize, geçmişten SUÇLULUK duyarak bugün hangi şeyden sakınıyor olduğunuzu sorun. Bu konu üzerinde çalışarak SUÇLULUK gereksinimini yok edebilirsiniz.

◾Tercih ettiğiniz ancak başkalarının hoşlanmadığı belirli şeyleri kabullenmeye başlayın. Böylece ebeveynleriniz, komşularınız, patronunuz, hatta eşiniz bazı tavırlarınıza karşı çıktığında, bu durumu doğal ve güçlü karşılarsınız. Kendinizi onaylamanız şarttır, başkalarının onayı ise güzeldir ama gerekli değildir. Onay gereksinimi duymadığınız an, onay getirmeyen davranışlara dair SUÇLULUK duygusu da yok olacaktır.

◾Bir SUÇLULUK GÜNLÜĞÜ tutarak, SUÇLULUK duyduğunuz anları yazın. SUÇLULUĞUN ne zaman, neden ve kiminle birlikteyken duyulduğunu ve geçmişe dair böyle acı duyarken bugününüzden neler kaybettiğinizi belirtin. Bu günlük, SUÇLULUK alanınıza ait bazı önemli ipuçları sağlayacaktır.

◾Değerler sisteminizi gözden geçirin. Hangi değerlere gerçekten inanıyor ve hangilerini kabul eder gibi yapıyorsunuz? Bu sahte değerleri yazın ve başkalarının dayattığı etik kurallarına göre değil, kendi belirlediğiniz değerlere göre yaşamaya başlayın.

◾Yaptığınız tüm kötü şeylerin bir listesini çıkarın. Her biri için kendinize on üzerinden SUÇLULUK puanları verin. Puanlarınızı toplayın ve toplamın yüz ya da bir milyon olmasının bugününüzü değiştirip değiştirmeyeceğini düşünün. “ŞİMDİ” hala aynıdır ve SUÇLULUK duygunuz tamamen boş bir duygudur.

◾Son bir haftadır ya da son bir aydır insanlara, doğaya, hayata karşı yaptığınız iyi şeyleri, iyilikleri kaydedin. Bunları tek tek okuyarak kendinizi tebrik edip onurlandırın. Ayrıca, kendinizle ilgili olumlu, iyi yanlarınızı da yazın ve bunları dışınızdan okuyarak kendinizi yüceltin. Çünkü, yeterince SUÇLULUK duygularıyla kendinizi aşağıladınız, hor gördünüz. Öz benliğinizi yüceltmenin zamanı geldi.

◾SUÇLULUĞU kullanarak sizi kullanmaya çalışanlara, hakkınızda duydukları hayal kırıklığına aldırmadığınızı öğretin.

◾SUÇLULUK duygularıyla sonuçlanacağını bldiğiniz bir şey yapın. Örneğin bir otele gidiyorsunuz ve kat görevlisi size odanızı göstermek istiyor. Bu odayı yalnız başınıza da bulabilirsiniz ve yanınızda yalnızca bir valiz var. Kendi başınıza gidebileceğinizi söyleyin. İtiraz ederlerse, yanınızda istemediğiniz bu kişiye zaman ve enerjisini boşa harcadığını, çünkü istemediğiniz bir hizmet için bahşiş vermeyeceğinizi belirtin.

“Hatalı Alanlarınız” – Dr. Wayne W. Danny Dyer