Seda Bağcan ve Seda Rodop Soran ile Peru Gezisi

Seda Rodop Soran ve Seda Bağcan ile Inka  medeniyetinin kalbine yolculuk

Peru seyahetimize bu sefer Amazonlar’dan başladık. Radia Gelişim olarak düzenlediğimiz ilk turumuzu 2015 yılında gerçekleştirmiştir. 21 kişilik uyumlu ve keyifli bir grupla birlikte Başkent Lima’ya 20 saat süren yolculuk süresinden sonra dinlenmek üzere o gece Lima’da kaldık. Ertesi sabah Amazon Bölgesinde bulunan Puerto Moldanodo’ya uçtuk. Kalacağımız EcoAmazon Lodge’a yaklaşık nehirden 1 saat süren kayık motor seyaheti ile devam ettik. Bizi Amazon cennetine yüzlerce farklı tonda ışıklı yeşilleri, rengarenk papağanlarıyla birlikte lodge’un yöneticisi mango sularıyla karşılayınca tüm yorgunluğumuz bir anda yerini inanılmaz bir keyife bıraktı. Mango sularımızı içerken yönetici de kalacağımız yerle ilgili bilgileri verdi. Amazon’da şartlar farklı telefon ve internet yok, elektrikler gece 10’a kadar mesela. Birazdan grubumuzu büyülü bir doğanın içindeki açık yemek salonuna alırken bizi muz yaprağında buharda hazırlanmış nefis bir Amazon yemeğinin beklediğini bilmiyorduk. Bu sağlıklı yemeğin ardından fazla vakit kaybetmeden ormana doğru yola koyulduk. Rehberimiz elinde bizi kocaman bir pala gülümseyerek bekliyordu. Orman şartları malum farklı.  En önde yürüyen ve kocaman palasıyla önümüze çıkacakları kontrol eden rehberimiz bize vahşi hayvanlar ve muhteşem dev ağaçlar hakkında bilgi vermeye koyuldu. Hepimiz yağmur botlarımızla ve pamuklu uzun kollu tişörtlerimizle ormanda yola koyulduk. Doğanın sessizliğinin bilgeliğine teslim olduk. Yüzlerce yıllık kocaman ağaçların koynuna girip mesajlarını dinledik. Vahşi hayvanların sesiyle uyumlanıp öğretilerini duymaya çalıştık. Cocha Caiman Gölünün dinginliğiyle bir olup  kendimizi bol bol toprakladık ve sevimli Caiman Timsahlarını gözlemledik.:)

Gece perdesiz ekolojik  bungalowlarımızda birbirinden farklı kuşların sesleriyle uyumak şimdiye kadar aldığımız en derin uykulardan biriydi.  Sabah güneşin doğuşuyla birlikte taze meyvelerle yapılan kahvaltımızdan sonra yine sevgili rehberimiz ile birlikte Amazon Ormanlarının bilgeliğine uyumlanmaya çıktık. Maymun Ada’sında sivrisineklerin arasında sularımızı kapan maymunlara ve sivrisineklere karşı hazırlıklı olmak gerekiyor. Oldukça eğlenceli bir gün oldu. Amazonlarda güneşin batışı ve ardından kucağınıza düşen yıldızların altında yapılan bot seyahati yaşama katılacak çok keyifli deneyimlerden biri.

Bu harika 2 günden sonra Şaman rehberlerimiz eşliğinde Kutsal Vadi’de seremonilerimizi yapmak üzere Cusco’ya uçtuk. Kutsal İnka Vadisi ya da Urubamba Vadisi Peru Andları'nda yer alan, İnkalar'ın başkenti Cuzco (Cusco) yakınlarında bulunan bir vadidir. Bu vadiye Quartz taşlarının arasından yürüyerek iniyorsunuz. Şaman rehberlerimiz ve Seda Bağcan’ın yumuşak sesiyle Peru için hazırladığı özel ışık titreşimli  mantralarıyla yaptığımız törenlerimizde herkes niyetlerini belirledi ve ortak bir Despachio hazırladık. Despacchio And Şaman’larının geleneksel niyet çalışması olup içinde sağlığı, aşkı, bolluğu ve bereketi temsil eden çeşitli sembollerin bulunduğu bir paket aslında. Niyetler yapılırken çeşitli dualar okunup suyun, dağların ruhları çağrılıyor.   Daha sonra bu Despachio toprağa gömüldü.

Urubamba olarak bilinen “Kutsal Vadi”, Pisak Bölgesi ile Ollantaytambo arasında yer alıyor. Urubamba’da  güzel bir öğlen yemeğinden sonra kendimizi cennet gibi bir vadinin eteğinden akan nehir sularının üstündeki çimenlere bıraktık. Etrafımızda sevimli alpaga’larla birlikte nehrin sesini dinleyerek keyif yaptık. Gerçekten dünyadaki cenneti deneyimlek bu olsa gerekti.

Daha sonra Ollantaytambo’da bulunan otelimize dönerek akşam bu güzel köyün minik cafe’lerinde sohbetlerimizi yaptık.

Ertesi gün Machu Picchu trenimize yetişmek üzere çok erken saatte trenimize bindik. Bu trenin üst yanlarında da camları olması sebebiyle büyülü And Dağ’larını seyretme şansına sahipsiniz. Yeşilin her tonu arasından akan nehirler ve yükseklerde karlı tepeleri seyretmeye doyum olmuyor.

Bu 1,5 saatlik etkileyici tren seyahetinden sonra dünyanın 7 harikasından biri olan Machu Picchu’ya ulaştık.

O dağların arasındaki sanatsal bir başyapıt olan eski şehir ve yeşilliği, baş döndürücü yükseklik ve bulutlar… Çok başka bir gerçekliktesiniz!

Peru’nun And Dağları arasında yerleşmiş bu şehir 15. yüzyılda kurulmuş daha sonra terk edilmiştir. Daha sonra tekrardan panoramik bir manzaraya sahip sofistike taş duvarları  renove edilmiştir. İlk şekillendiren hep bir gizem olarak kalmıştır.

Şehir üç bölümden oluşuyor diyebiliriz. Dağlık alana tarımsal amaçla kullandıkları terasları inşa etmişler.Şehir ise yerleşim alanları ve endüstriyel alan olarak iki kısımdan oluşuyor, bu alanlar büyük meydanlarla birbirinden ayrılmış.

Rehberlerin söylediğine göre burası gibi kayıp bulunmuş şehirden 12 tane var. Henüz onlar gizli yerlerinde ışığa kavuşmak üzere beklemekteler.

Ertesi gün benim çok sevdiğim bir yer olan Cusco’ya gittik. Cusco UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde yeralan bir şehir, 1250-1530’lu yıllar arasında Amerika kıtasının en büyük imparatorluğu olan İnka İmparatorluğu’nun görkemli başkenti olarak biliniyor. Cusco’ya indiğinizde yükseklik yaklaşık 3400 metreleri bulduğu için yükseklik hastalığı denilen bir hastalığa yakalanmanız mümkün. Adımlarınızı daha yavaş atmanızı hatta her açıdan yavaşlamanız tavsiye ediliyor. Daha az yemek yiyip, bol su içmek önemli alışana kadar. Coco yaprağı çiğneyebilir veya coco çayı içebilirsiniz ancak bazen sinsi baş ağrısına dayanamayanlar oluyor bu sebeple özellikle migreni, tansiyonu olanların tedbirli olmaları gereken yerler.

Buradan önemli bir bölge olan Sacsahuayman’a geçtik. Tatmin olmak anlamına gelen bu bölgede tonlarca ağırlığında dev taşlar buşlunmakta. Bu taşların buraya nasıl taşındığı nasıl inşa edildiği bir muamma. Taşların inanılmaz muntazam bir şekilde yerleştirilmiş ve aralarında 1 milim boşluk yok. Burada 3 adet enerjetik portal bulunuyor bu portalları gördük ve burada meditasyonlar yaptık.  Bu yapılar Eski Mu kıtasının olduğu yerlerde bulunuyorlar. Yani sadece Şaman bilgeliği değil Mu ve Lemurya bilgeliğinin de izlerine ulaşmak mümkün. Akşam tekrar Cusco’ya döndük.

Cusco’da ki bir kilisede 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı akşamı çok güzel bir konserimiz oldu. Sevgili Seda Bağcan ve vokalde kardeşi Sonad Bağcan ile muhteşem bir mantra gecesi yaşadık. Konserin sonundaki sürpriz olarak hazırlanan Peru bandosu büyük bir sesle  Seda Bağcan’ın Peru için özel hazırladığı son mantraya başlamadan salona girdi ve konser bu şekilde bitti. Tüm konser salonu el ele tutuşarak dans etmeye başladı ve tüm kalpler BİR oldu. Tarifsiz bir andı gerçekten…

Daha anlatılacak çok şey var aslında özetle eğer çekiliyorsanız bu büyüleyici  ülkeyi mutlaka görmenizi tavsiye ederiz.

Hazırlayan: Seda Rodop Soran