Nörobilim artık genlerimizin interaktif olduğunu yani yaşanan olaylarla ve yaşam stilleriyle genlerin aktivasyonunun gerçekleştiğini gösteriyor. Sadece duygusal bağlanma yolu ile erken çocukluk dönemleri değil, nesiller arası aktarımların da sağlığımızı önemli derecede etkilediği yönündeki bilimsel bulgular artık saygın bilim insanları tarafından da sunuluyor. Araştırmalar, yaşanan olayların ve bunlara bağlı oluşan duyguların, düşüncelerin ve inançların beynimizin yapısını değiştirdiğini gösteriyor. 

Aile Dizimi bakış açısından nesiller arası aktarımı anlayabilmek için öncelikle Bert Hellinger’in insanlığa kazandırdığı en büyük hediyelerinden biri olan vicdan anlayışından bahsetmek istiyorum. Burada bahsedilen vicdan, bizim anladığımızdan biraz daha farklı. 

GİZLİ SADAKAT

Vicdan bizi aileye veya gruba bağlayan güçtür. Kişinin davranışlarını yönlendirir. Değerlerle ilgilidir. Çocuklar hayatta kalabilmek için ailelerine muhtaçtırlar. Onlara ait olmak isterler, ait olmamak ölümle eşdeğerdir. Eğer anne mutsuzsa çocuk da mutsuzdur. Çocuk da ancak mutsuz olmakla annesine ait hisseder kendisini. Onunla bu şekilde bilinçsiz bir bağ kurar. Buna “gizli sadakat” de denir. Annesi gibi mutsuz olan çocuk, annesine sadık kalarak kendisini masum hisseder. Mutlu olursa suçlu hisseder. Mutsuz insanların çoğu bu yüzden suçlu hissetmezler ama köle gibidirler.

Devamı https://mumkundergi.com/nesiller-arasi-aktarimin-saglik-uzerinde-etkileri