İNSAN SESİNİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ

Eski çağlarda konuşabilen herkes şarkı söyleyebilir, yürüyebilen herkes dans edebilirmiş. Günümüzde ise bu o kadar da kolay ve kendiliğinden değil. Doğadan uzak bir hayat sürmenin kendi doğamız üzerinde de etkileri var elbet. Aslında yaşadığımız dünya bir ses’ler dünyası. Doğa en büyük senfoni…Bizim doğamız da öyle…Görmek için bakmak, duymak için susmak gerek. Öyle ya,sessizlik tam da sesin doğduğu yerdir.

Konuşmanın da ötesinde insan sesi duygularımızı ifade etmede otomatik olarak kullanılır. Gülmek, ağlamak, inlemek, iç çekmek, esnemek, hayıflanmak ve doğal olarak çıkardığımız her ses içimizi boşaltan ve temizleyen bir etki ortaya çıkarıyor. Bu süreci doğal seslerin ve şarkı söylemenin bir adım ötesine taşıyabilir ve sesimizi, bilinçli ve iyileştirici olarak beden-zihin ve ruhtan oluşan benliğimiz için kullanabiliriz.

Kadim gelenekler yüzyıllardır sesin iyileştirici bir enstrüman olarak gücünün de, daha yüksek bir bilinç durumuna ulaşmak isteyenler için bir yol olduğunun da farkındaydılar. Hindular “Nada Brahma” ifadesini belirtirler. Sankritçe “Nada” ses, “Brahma” hem Yaratıcı Tanrı   hem de evren, kainat anlamlarına geliyor ve Yüce Varlığın, kozmosun ve ses olgusunun bir ve aynı olduğunu gösteriyor. İşte bu yüzden sesimiz en fazla şifa veren enstrümandır. Gelin bu atölyede; sesin, sessizliğin, titreşimin doğasını, en fazla şifa veren enstrümanımızı  sade, basit, kolay yöntemlerle keşfedelim…

     Atölye akışı şöyledir:

*Herşey Titreşimdir…Sesin ve titreşimin doğası

*Nefes, sessizlik ve meditasyon

*Vokal doğaçlamalar/mantralar/ilahiler

*Tonlama/Çakraların Tonlanması

*İyileştirici Frekanslar